Rehavet

Şu dünyada herkesin bir işi, bir meşgalesi, çok ufakta olsa bir gayesi vardır. Bu faaliyet kimi zaman para için, kimi zaman makam için, kimi zaman ise (en kıymetli bir meşgale olarak) Rıza-i İlahi içindir. Amaç her ne olursa olsun, bu amaç uğruna bazen çalışmak, bazen ise çok çalışmak gerekir. Hiç bir gerçek hedefe çalışmadan ilerlenemez. 

Çalışması gerekmeyen insanlar, hedefi olmayan ve muhakkak ki Rıza-i İlahi’yi gözetmeyen kişilerdir. Onları ayrı tutacak olursak tüm insanlığın çalışması için sebebi vardır. Ancak asıl mesele bu çalışma faaliyetini düzenli ve başarılı şekilde yürütmektir. 

Çalışmak için sebepler olduğu gibi çalışmamak için de pek çok sebep vardır. Bu kimi zaman bir arkadaşın seni çağırması, kimi zaman aptal kutusundaki bir film-dizi, kimi zaman bir bilgisayar oyununun çok güzel olması, kimi zaman telefonda twitter-facebook’un çok cezbedici olması, kimi zaman uyku, kimi zaman ise -aslında bunların hepsinin içinde bulunan ama başlı başına bir sebep de olabilen- sadece içinden gelmemesi. Bu liste çok çok daha fazla uzatılabilir. Bir de bu listenin üstüne yapılacak işin zor olması eklenirse… 

Gördüğünüz gibi sebep çok. Ancak mesele bütün bu sebeplere rağmen, dünyalık birkaç dakikalık zevk için çok daha mühim bir gaye uğruna yaptığın çalışmaları feda etmemektedir. 

Eski milletlerin sorunu şartların çok zor olmasıydı. Şimdiki ümmetin sorunu ise şartların çok rahat olması ve bu rahatlıkla gelen rehavet oluşması. Bu rehaveti yenebimek için ise aslında yapmamız gereken en önemli mesele hedefimizi çok iyi belirlemek ve bu hedefe yönelmemiz için ne gerekiyorsa bilmemizdir. Hedefimizi tam olarak belirlememek yapabileceğimiz en büyük hatadır. 

Bu büyük hedefi belirledikten sonra kendimize yol haritası çizmemiz gerekir. Bu büyük hedefe ulaşmadan evvel kendimize kısa süreli hedefler koymalıyız. Büyük hedefimize adım adım götürecek küçük hedefler. Daha sonra yapmamız gereken en önemli mesele ise bu hedeflere dinlenerek ulaşamayacağımızdır. Ancak disiplinli ve sağlam bir çalışma bizi gerçek hedeflere ulaştırır. Rabb’imizin bizi bu dünyaya göndermesinde çalışmak temelli bir dünya kurguladığını, bu yüzden mecbur kalmadıkça çalışmaya devam etmemiz gerektiğini unutmamalıyız. “Boş kaldığında hemen bir işle uğraş” hadisini düstur edinip hayatımızın her anına bir görev, bir amaç yerleştirmeli ve bizi asıl amaca ulaştırmasını sağlamalıyız. 

Bunlar haricinde size rehaveti yenmeniz için milyon tane söz söyleyebilirim, büyük kişilerden öğütler, ayetlerle desteklenmiş hadisler sıralayabilirim. Ancak siz elinizdeki telefonu ya da bilgisayarı bırakıp işinizin başına geçmeye niyetlenmediğiniz sürece hiçbir güç sizi çalıştıramaz. Şimdi kalk ve işinin başına geç, işin ve hedefin her ne ise.


Bir cevap yazın

İsim ve mail zorunlu değildir.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.