Hırsız

Bitiremedi elindeki kitabı. Çalışmamıştı ama yorgundu, uyumak istiyordu ama uykusu yoktu, gelmeyecekti ama bekliyordu.
Kitap sıkıcıydı, okudu okudu ve en sonunda okuyamadı, bıraktı. Açtı penceresini, sessizliği kokladı kana kana. Baktı, bakabildiği kadar uzak ufuklara, kaldırdı başını ve yıldızları aradı. Ama yoklardı.

Bir an düşündü Yavuz, kendi kendine, o muhteşem yıldızları nerelerde görebildiğini. Hep küçük beldelerdi. Hani şu dönüp dolaşıp çarşısına gelinen ve gezmek için bir çarşısından başka doğru düzgün yeri olmayan, insanların genelde yaşamak istemeyip sıkıcı dediği yerlerdi.
Ama gecelerini düşündü o küçücük beldelerin. Nasıl göklerin ışıl ışıl parladığını, nasıl aydınlığın karanlıkta dağıldığını, nasıl hayran hayran saatlerce o sessiz küçük beyaz noktaları saydığını.. Ama burası İstanbul’du ve burada yıldızlar yoktu.
“Ah İstanbul” dedi içinden. “Herkes senin güzelliğine hayran, ama kimse bilmiyor ki güzelliğini gökteki yıldızlardan çaldığını. Hepsini yutuyorsun, hem de her gece ve her gece böylece sabaha yine doyamıyoruz, Kız Kulesi ve Süleymaniye’ne. Aslında bilseler senin nasıl büyük bir hırsız olduğunu, görseler nasıl her gece arsızca yıldızları soyduğunu, yüzüne bakarlar mı sanıyorsun? Seni severler mi sanıyorsun? Bir daha ‘Ah İstanbul..’ derler mi sanıyorsun?
İstanbul’da onlarca şair var, hayran olan Kız kulesine veya Pierre Loti’ye. Onları anlatan, yazan, çizen, betimleyen.. Onlarca ve tonlarca. Ama hiç dikkat ettin mi? İstanbul’da hiç Yıldızlara hayran şair yoktur, Aya yoldaşlık eden o vefakar dostlara şiir yazan yok, onlar için her gece göklere berrak bakışlar atanlar yok. Çünkü İstanbul hırsızdır, çalmıştır hepsini ve yaymıştır bütün bedenine. Kimse anlamasın diye sermiştir bütün herşeyini ortaya ki, insanlar Kendisine bakıp sarhoş olduğunda, yıldızlar akıllarına gelmesin diye..
Ulan İstanbul!..” diye geçirdi içinden, hepsini söyledi yüreği aklına, aklı biraz aldı, biraz almadı söylediklerini. Ama anladı, ne demek istediğini ve yüreğinin son sözlerini sessizce geceye de söyledi: “Sen kimleri böyle kandırmadın ki be İstanbul.. Var, beni de kandırda, elalem yine sana doyamasın..”


Bir cevap yazın

İsim ve mail zorunlu değildir.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.