Ak Parti Kadın Kolları

Ak Parti Kadın Kolları

Ak Partinin bugünkü ve geçmişteki başarılarının altında şüphesiz ki Ak Parti kadın kolları önemli bir yere sahip. Şimdi beraber bakalım Ak Parti kadın kolları hikayesine, yapılan yanlışlar ile doğrulara ve hangi açılardan bakmamız gerektiğine.

Ak Parti Kadın kolları öncesi, Milli Görüş tabanı

Aslında bu teşkilatın temel yapıları Ak Partinin çoğu yapısında olduğu gibi Erdoğan’ın İstanbul Başkanlığı ve öncesinde atıldı. Refah Partisi İstanbul adayı olan Erdoğan o zamana kadar hiç bir muhafazakar partinin yapmadığını yaptı. Teşkilatın kadın kollarını seçimlerde kullandı. Şöyle ki; O zamana kadar kadın kolları kültür faaliyetlerinden fazlasını genellikle yapmıyordu. Ancak Erdoğan Seçimler için kadın kollarının aktif görev almasını sağlayarak kampanyasının baya bir büyümesini sağladı. Diğer etkenlerde işin içine girince kadın kollarının etkisi büyük oldu ve Erdoğan İstanbul başkanlığına yürüdü.

Şimdi baktığımızda bir seçim kazanmak için çok mantıklı bir iş yaptı. Demokrat kafayla düşündü ve “Neden Kadın kollarını kullanmayayım ki?” dedi. Kullanıp başarılı oldu. Ancak Milli görüş tabanında böyle bir icraat hoş karşılanmadı. Kadınların aktif saha görevi yapması üst yönetim tarafından da istenmeyen bir durumdu. Bu sebeple parti üst yönetimiyle de sıkıntılar yaşadı zaten.
Bu kısmı hızlı sarıp Ak Parti Kadın kolları bölümüne gelmek istiyorum

Ak Parti başarısı.

Şüphesiz Ak Parti kadın kolları çok çalıştı. Bildiriler dağıttılar, standlar açtılar, organizasyonlar düzenlediler. Baya baya çalıştılar. Hep saha görevlerinde bulundular. Mitinglerde en ön saflarda durdular. Çok gayret ettiler. Ama sormak istiyorum sizlere. Doğru olan nedir? Şimdi başa dönmek istiyorum. Milli görüş neden istememişti ki kadın kollarının çalışmasını. Erbakan Hoca bilmiyor muydu yani kadın kollarının çok etkili olacağını? Ya da en azından İstanbul seçimlerinden sonra görmedi mi etkili olduğunu? Hayır hayır. Tabii ki etkili olacağını biliyordu. Tabii ki etkili olduğunu gördü. Ama Erbakan hoca bir şeyi daha biliyordu. Kadınlarımızın üç beş seçim için sokaklarda feda edilemeyecek kadar kıymetli olduğunu.

Ne yapıldı, Ne yapılmamalı, Ne yapılmalı

Ak Parti kadın kolları kullanıldı. Seçimler için meydanlara sürüldü. Şimdi diyebilirsiniz ne var yani namusuyla çalıştılar işte. Ancak mesele namusuyla çalışmak değil. Kaldı ki namus deyince illa ağır cinsel suçları neden düşünürüz bilmem. Bir kadının varlığı bir kere namustur. O kadın bütünüyle namustur ve namusu sokaklarda iki seçim kazanacağız diye harcamak, kullanmak Müslüman’a yakışmaz, yakışamaz.
Şimdi görüyoruz. Cumhurbaşkanı da Başbakan da ve parti yekün olarak da aslında kadınların iş gücüne katılmasına yönelik politikalar izliyor. Kadınların sürekli olarak çalışmasını teşvik ediyor. Kreşler açılıyor, üç yaşındaki çocuklar kreşlere çocuğunu bıraksın da kendisi çalışmaya gidebilsin diye. Kadınlar kamusal alanda teşvik görüyor. En önce onlar çalışsın diye. Aslında dedim ya. Erdoğan İstanbul seçimlerinde demokrat kafayla düşündü ve nihayetinde kadınları kullanmaya karar verdi. Ancak bizlerin Müslüman kafasıyla düşünmemiz lazım. Allah’ın Ahzap Sure-i Celilesi 33. Ayette kadınlar için “Evlerinizde oturun…” buyuruyor. Elbetteki bu sürekli olarak bir oturma emri değil ancak asıl yerlerinin ev olduğunu ve dışarıda işlerini hallettikten sona oyalanmadan asıl yerlerine geri dönmeleri gerektiğini işaret ediyor.
Şüphesiz kadınlarımızın sırf seçim için çalıştılar diye namusları kirlendi falan demiyorum. Allah’tan korkarım öyle diyemem. Ancak şunu diyebilirim ki Ak Parti kadın kolları çalışmasaydı, oy toplamak yerine evlerinde kendi çocuklarını büyütselerdi bugünkü pislik toplum belki biraz düzelirdi. Hem kendileri makbul olanı, güzel olanı, Allah’ın emrini tam olarak yapmış olurlardı, hem de şuan çocukları çok daha ahlaklı, dürüst ve Allah yolunda daha şevkle koşturan çocuklar olurlardı. Hem kendilerinin yaptığından daha çok sevap gelirdi hem de çocuklarının yaptıklarından onlara sevap yazıldı.
Şuan baktığımızda devletimizin bugünkü gelişmeleri İslam ile değil kapitalizm ile oldu. Ülke daha da kapitalistleştirilerek geliştirildi. Halbuki bizler hep İslam adına yapıldı, yapılacak diye bakmıştık her şeye. Ancak netice olarak arkamıza dönüp baktığımızda iki tane imam-hatip açılması dışında İslam adına doğru düzgün bir faaliyet göremiyoruz. Ak Parti döneminde İslam adına yapılanlar ve yapılmayanlar konulu başka bir makaleyi ileride yazmayı düşünüyorum. Şimdilik selametle kalın.

Yorumlarınız benim için çok kıymetli. Yorumlarınızı kısa da olsa yapmayı ihmal etmeyin.

Bir önceki yazım olan Ahmet Davutoğlu Hakkında başlıklı makalede Ahmet Davutoğlu’nun yaptıkları ve yapamadıklarını, ayrıca Ak Parti’deki yerini irdelemeye çalıştım. Okumanızı tavsiye ederim.


Bir cevap yazın

İsim ve mail zorunlu değildir.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.