Kürküm

Biz de çok bilinen bir Nasreddin Hoca hikâyesi vardır. Hoca yeni bir kürk alır ve bu kürkle mahalledeki her zaman gittiği kahveye girer. İlginç bir şekilde daha önce Hocaya ilgi göstermeyenler de dahil herkes Hocaya hürmet etmeye başlar. Halini hatrını sorarlar, hatta yemek ısmarlamak isterler. Hoca da yemek istediğini söyler ve yemek önüne getirilir. Ama Hoca önüne gelen çorbaya kaşığı daldırıp aldığı çorbayı kürküne döker. Hoca hiç bir kaşığı ağzına götürmez. Hepsini kürküne dökmeye başlar. Yanındakiler telaşlanır. “Napıyorsun Hocam?”, “Aman Hocam” diye Hocayı ikaz ederler ama Hoca dökmeye devam eder ve cevap verir: “Sizin hürmetiniz bana değil kürküme, zaten yemeği de kürküm için ısmarladınız. O yüzden şimdi ye kürküm ye…”

Çok güzel bir hikâyedir. Çok fazla ders çıkarılacak yönü vardır. Ama malesef bu hikâyeden biz hep yanlış ders çıkarmışız.
Bizim çıkardığımız ders yaklaşık olarak şöyle: Zengin, yüksek görünen kişilere itibar etmek yanlıştır.
Evet, ilk bakışta çok doğru bir çıkarım bu. Ama size başka bir anektod daha anlatacağım. Bu anektod meşhur “Cath me, if you can” filminden
Babası oğluna döner ve sorar: Yankeeler neden herzaman kazanır biliyor musun?
Çocuk: Çünkü onlar da Michey Mantle var
Baba: Hayır, çünkü rakip takım çizgili formadan gözünü alamaz.

Bu örnek başta alakasız görünebilir, ama ikiside aynı sonuca ulaşmaktadır. Dış görünüş.
Bu dış görünüş olayını sadece üstünde giydiğin elbise şeklinde dar açıdan yorumlayabilirsiniz. Ama bu çok daha geniş açıdan yorumlandığında belki bugün Amerika’nın dünyadaki gücünü anlayabiliriz.
Amerika şuanda dünya üstündeki en büyük güç ise bunun sebebi bizim onu en güçlü devlet olarak görmemizdir. Aslında olayları tek tek incelediğiniz zaman ABD’nin çok başarısız sonuçlar elde eden ve düşük grafik çizen devletlerle aşık atabilecek siyasi hamleler yaptığını görürsünüz. Ama şuan dünyadaki en güçlü devlet kim dediğimizde kuşkusuz hepimiz Amerika cevabını veririsiniz. Tabii ki ABD güçsüz bir devlet demiyorum. Ekonomik gücün sağladığı avantajların varlığı çok açık. Ancak uluslararası siyasi arenada ekonomisi dışında çok başarısız. Ekonomik başarısının nedenleri ise çok farklı ve konumuzla alakası yok.
Yani benim vardığım sonuçlara göre Amerika’nın şuan dünyanın tepesinde oturmasının %70 sebebi çok başarılı bir makyaj, yani algı yönetimi ile devasa bir devlet imajı çizmesidir. Bütün o sinema filmleri, medyanın takındığı tavır. Bugün baktığın zaman Edward Snowden çıkıp Almanya Başbakanının dinlendiğini iddia ediyorsa bu Amerika’nın zararına değil, onların ne kadar büyük bir devlet olduğu kanaatine yol açıyor. Zira dünya arenasında Amerika ekonomik gücünün yanında 2. Güç Almanyadır. Ama Almanya Başbakanı dahi dinleniyor. İşte algı yönetimi budur.

Tabii ben buna kandırmaca ya da sahtekâlık falan demeyeceğim. Zira, Osmanlı’da aynı şekilde yüzyıllarca dünyaya hükmetti. Bunun en parlak örneğinin Osmanlı’nın duraklama ve çöküş yıllarında görürüz. Mesela;
Osmanlı’nın çöküş yıllarında Almanya, Fransa ile sınır olan köylerde her sene Fransızlar tarafından mahsüllerinin yağmalanmasından bıkmıştır. Bölge halkı (Biz şuan o döneme her ne kadar çöküş yılları desekte) dünyanın lideri ve süper gücü olan Osmanlı’dan yardım ister. Çünkü onların ve dünya üstündeki diğer insanların zihnindeki bütün bilgiler Osmanlı’nın tüm dünyaya hükmettiği yönündedir.
Yardım istenir ancak Osmanlı o bölgeye asker yollayacak durumda değildir. Çözüm çok geçmeden bulunur ve Almanlara Osmanlı asker kıyafetleri verilir. Sonraki sene mahsül zamanı Almanlar o kıyafetleri giyer ver sınırda devriye gezerler. Bunu gören Fransızlar ise bırakın Almanya sınırına saldırmayı kendi sınır köylerini dahi boşaltıp kaçarlar. Çünkü neden? Onlara göre Osmanlı oralara hiç kimsenin haberi dahi olmadan gelebilecek kadar güçlüydü. Dünyaya hükmediyordu. Halbuki alakası yok. Bırak oraya kadar fethetmeyi bölgeye özel olarak sevkedecek birlik sıkıntısı çekiyor.
Bana göre algı yönetimini en başarılı uygulayan devletin Osmanlı olduğu ve bu sayede yüzyıllarca dünyaya hükmettiği bu örnekle anlaşılmaktadır. Avrupa bu algı yönetimi olayını anladı. Anladıktan sonra ise ilk yaptığı Osmanlı’ya kötü bir imaj çizmek oldu. Bunun adına da “Hasta Adam” dedi. Avrupa, Osmanlı güçsüz olduğu için hasta adam demedi. Osmanlı’yı güçsüz göstermek için bu uydurmayı yaptı ve çok başarılı da oldu. Bütün bunlar hem insanların hem devletleri nasıl hakim olabileceğini anlatır.
Güç senin sahip olduklarınla ölçülmez. Güç, insanların senin neye sahip olduğunu düşündükleriyle ölçülür.


Bir cevap yazın

İsim ve mail zorunlu değildir.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.