Yürüyordu..

Uzun yolda tek başınaydı. Yürüyordu, yürüyordu.. Hani günlerce su içmemiş birinin su içmeye nasıl ihtiyacı varsa, onun da aynen öyle yürümeye ihtiyacı vardı ve o da yürüyordu. Sanki yıllardır yürüyordu ve sanki yıllarca yürüyecekmiş gibi hissediyordu ama yol yavaş yavaş bitiyordu.

Artık gece iyice çökmüştü ve etraf ıssızlaşmaya, tehlikeli olmaya başlamıştı. Daha önce de gece yolu kesilmişti ve bunu tekrar tecrübe etmeye hiç de büyük bir hevesi yoktu. İstemeyerek adımlarını eve çevirip hızlandırdı.
Eve yaklaştığında her zaman alışveriş yaptığı fırıncı Rıza Amca’nın dükkanı kapatmak üzere olduğunu gördü ve gidip selam vermek istedi. Ama Rıza Amca ondan evvel davranıp ” Selamun Aleyküm Yavuz, nasılsın?” Diye hemen soruverdi. Zaten tezcanlı bir kişi idi. Yavaş konuşur ama çabuk söze girerdi hep.
“Aleyküm Selam. Çok şükür Rıza Amca, sen nasılsın?” Diye cevapladı, çünkü iyi değilim cevabını vermeyi hiçbir zaman sevmemişti ve yıllardır bu cevabı kimseye vermemişti.
“Yavrum” dedi “Bak bugün de bitti işte aynı diğerleri gibi. Yarında Allah ömür verirse gün doğacak ve yarın da bitecek. Ben çok şey gördüm geçirdim şu dünyada; ölümler, yaşamlar, hüzünler ve sevinçler. Ademoğlunun halleri anlaşılmaz. Ama anladığım bir hâl varsa o da dertli insanın bakışlarıdır. Hadekasından dışarı nasıl buram buram keder sızar insanın bilir misin sen? Herkesin derdi olur ama hepsinin dili konuşmaz, kiminin gözü konuşur. Dertlerin en büyüğü de sevdiklerinin mutsuzluğudur. Diğerleri gelir geçer de, o çok koyar adama çünkü o dert senin değildir, onu çözemezsin.
Unutma Yavuzum, sen sen ol, sakın unutma..”
Niye böyle söylemişti ki Rıza Amca? O kadar dertli mi gözüküyordu? Ama en yakın arkadaşı dahil kimse öyle bir şey söylememişti. Yavuz çok merak etti. Ama bir an düşündü ve sormamaya karar verdi. Çünkü o, merak duygusunu öldürmüştü, başına açtığı onca beladan sonra. Belki tekrar doğmasını sağlardı ilerde. Ama ilerde..
Yavuz sustu ve Rıza Amca’nın gözlerine baktı. O çakır gözlü eski Yiğit Rıza’ya baktı. Rıza Amca ona o kadar derin bakıyordu ki sanki Yavuz’un bütün yüreğini eline almış inceliyordu.
Yavuz uzun bakışmadan sonra “Hayırlı geceler Rıza Amca” diyebildi.
“Yürü yürekli çocuk, yürü” dedi. “Durduğun her an zarardır”
Yavuz döndü arkasını ve yürüdü. Aklında ne vardı bilmiyordu. Ne düşündüğünü bilmiyordu. Ne istediğini bilmiyordu. Bunları bilmiyordu ama şunu biliyordu ki; bunların hiçbiri şuan umrunda değildi, çünkü yürüyordu. Eve girmedi, sarhoşları umursamadı. Sadece yürüdü, yürüdü ve sonra yine yürüdü. Bütün gecenin karanlığı ona aitti. Sadece ona. Issızlığın içinde yürüdü ve karanlığın onu yutmasına müsade etti..


Bir cevap yazın

İsim ve mail zorunlu değildir.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.