Sünnet

Bizler Elhamdülillah Müslümanız. Allah’a iman ettik, imanın şartlarını yerine getirdik. Bu imanın şartları bildiğimiz 6 tanedir. Allah’a iman, peygamberlere iman, Kuran’a ve Allah’ın indirdiği diğer kitaplara iman, meleklere iman, kadere iman, kıyamet gününe iman. Bunlar imanın şartlarıdır. Zaten bunları kabul etmek imanlı olduğumuzu gösterir. Ama ben burda iki iman şartı arasında müthiş bir bağlantıdan ve bu bağlantının sonuçlarından bahsetmek istiyorum.

 

Kuran’a iman ediyoruz. Bunun anlamı Kuran-ı Kerim’in Allah’ın gönderdiği ve değiştirilmemiş kitap olduğuna, içindeki her şeyin Allah’ın sözü olduğuna ve hepsinin doğru olduğuna inanmak demek. Yani Kuran konusunda zerre şüphemiz yoktur. Allah bize Kuran’da namazı emrediyor kılıyoruz, Orucu emrediyor tutuyoruz, Zekatı emrediyor veriyoruz. Daha pek çok emri ve yasağı içinde barındırıyor. 

Başka bir iman şartı ise Peygamberlere iman. Yani peygamberlerin Allah tarafından vazifelendirildiğine ve kendilerine verilen görevi yaptıklarına iman. 

 Biz namazı neden kılıyoruz? Allah Kuran’da emrettiği için. Peki bi soru. Aynı kitabımız Kuran’da Peygamber efendimiz sallalahu aleyhi vesellem’e itaat edin diye emrediyor. “…Peygamber size neyi verdiyse onu alın, ve Peygamber size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah’tan korkun”(Haşr Suresi 7. Ayet)  “Resule itaat eden Allah’a itaat etmiş olur”(Nisa Suresi 20. Ayet) gibi pek çok ayet var. Diğer ayetlere buradan bakabilirsiniz. Şimdi bu ayetlerden hareketle Peygambere itaat muhhakkak bir Kuran emridir ve müslümanlığın gereğidir. Ama sorun bazılarının sünneti inkar etmek yerine arkadan dolanıp Buhari’ye Müslim’e ve diğer Hadis-i Şerif kitaplarına iftira etmesidir. Bu kitapların doğruluğunu tenkit etmesidir. Şimdi ey arkadaş size soruyorum cevap ver. Allah aciz mi? HAŞA. Allah Kadir’dir, her işe gücü yeter. Peki Allah Kuran’ı tek harf değişmeden bu günlere getirdi mi? Yüzde yüz evet. Peki Kuran’ın kıymeti hiç değişmemesinden mi gelir yoksa Allah kelamı olmasından mı? Tabii ki Allah kelamı olduğundan gelir. Değişmemiş olması ise Allah’ın vaadidir. 

Hepsini toparlarsak. Allah bize önce Peygambere itaati emredip sonra bizi Peygamber’den mahrum mu bıraktı? Allah neden yerine getirilemeyecek bir emri bize versin? Yerine getirilmesi mümkün olmayan bir emri kainat kitabı Kuran’ın içine koysun? Allah eğer Peygambere itaati emrettiyse demek ki bize de bir şekilde bunun yolunu verecek. Aksini düşünmek ne mantığa sığar ne imana ne de vicdana sığar. Allah mümkün olmayan bir emir neden versin. Allah bizim bu emrini yerine getirmemizi sağlamak için dünyada bazı kullarına işçilik yaptırmıştır. Allah’ın emri yerine getirilebilsin diye yine tamamen Allah’a ait olan bazı kullar çalışmışlar gayret etmişler ve Allah’ın muradı ile Resulullah Sallalahu Aleyhi Vesellem efendimizin hadislerini derleyip toparlayıp biraraya getirmişler. Buhari ve Müslim sadece sahih olanları kitabına koymuştur. Diğer Hadis alimleri sahih olmayan hadisleri de koymuşlar ve altına bu hadisin kuvvet derecesini de belirtmişlerdir. Ama bizim zayıf hadis şişman hadis diye bir ayrım yapmaya yetkimiz yoktur. O alimler de o hadisleri “bunları buraya koyayım, doğruluğunun ihtimali çok yüksek” diyerek koymuş. Yani sahih hadisler doğruluğu kesin, diğer hadisler ise çoğunluğu %90 doğru bir kısmı %80 doğru hadislerdir. Yani o alimler de çok çok ufak bir şüphe ile zayıf hadis şerhi düşmüşler. Yoksa belki bir ihtimal doğrudur diyerek hadisler yazılmamıştır. Bu bahsettiğim olay Kütübi Sitte’de geçen Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Nesai, Sünen-i Tırmizi, Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i İbn Mace için tamamen geçerlidir. Diğer hadis kitapları için ise çok büyük oranda geçerlidir. 

  Burada bir de Peygamber efendimiz Sallalahu Aleyhi Vesellem’e yanlış iş yapabilir diyenlere de iki kelam diyeyim. Madem Peygamber yanlış iş yapabilir, o zaman Allah neden peygambere itaati emrediyor? Bizim yanlış iş yapmamız için mi? Peygamberler yanlış yapabiliyorsa ne anlamı kalır peygamberliğin, Allah zaten Peygamberleri bize en güzel örnek olsunlar diye gönderdi ve onların ismeti(günahsızlığı, hatasızlığı) yine Allah’ın koruması altında. Peygamber hata edecekse veya yanlış iş yapacaksa zaten peygamberliğinin bir anlamı olmazdı. Burada Necm Suresinin şu ilk 3 ayetine kulak kesilelim şimdi. 

“Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. O, nefis arzusu ile konuşmaz.”

Yani Peygamber efendimiz hiçbir zaman yanlış hatalı iş yapmamıştır ve de söylememiştir. Bizler Kuran’a iman ederiz. Kuran Peygambere itaat etmeyi emreder, Peygambere de itaat ederiz. Bunu bin dereden su getirip sağdan soldan çekiştirip şu ayet aslında şöyle tercüme edilir bu ayetin manası aslında şudur diyip koca bir dağın arkasını dolanıp çekiştirmeye gerek yok. Mevzu zor değildir. Zorlaştıranların ya aklından ya da niyetinden şüphe ederim. 

Vesselam

Yorumlarınız benim için çok kıymetli. Lütfen kısa da olsa yorumunuzu yapmayı ihmal etmeyiniz


Bir cevap yazın

İsim ve mail zorunlu değildir.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.