İmtihan

Bu dünyaya geldik. Peki niye geldik? Şüphesiz yiyip içmeye, yahut eğlenmeye değil. Zaten mümin kişi bunları düşünmez. Bazen eğlenir, yer, içer tabii ki. Ama en azından amacının bunlar olmadığını bilir. Lakin en çok düştüğü hatalardan biri, bu dünyada mutluluğun peşinden koşup gitmesi.  

Neden böyle diyeceksek eğer tabii ki en büyük nedeni malum kapitalizm sisteminin sürekli olarak mutlu olmaya, zevk ve haz duymaya yönlendiren, sürekli maddesel bir olayı bir adım daha fazla yapınca daha fazla mutlu olacağına insanları inandırmasıyla olmuştur. 

  Bu haz duyma konusu her ne kadar etkisinde kalsak da, kapitalizme karşı hala sağlam kalan (iyimser bir tahminle) çoğunluğun eğlenme amaçlı yaşamaması bir parça mutlu edicidir. Yani evet mutlu olmak için yaşıyoruz toplum olarak çoğumuz. Ama bunu gavur batılı gibi “tamamen eğlence” ve “hayattan kopup ne kadar zevk varsa tatma” şeklinde Elhamdülillah büyük çoğunluk yaşamıyoruz. 

  En uçlara taşımasak da bu sıkıntının temeli olan sürekli mutlu olma ihtiyacı bizim sistemimize de maleesef çok etkili şekilde girmiştir. Bakıyoruz en beklenmedik kişiler ufak mutluluklar için neleri veriyor, neleri israf ediyor. 

   Peki aslolan nedir? En baştaki sorumuza dönersek, bu dünyaya niye geldik? 

Şüphesiz ki biz bu dünyaya baştan sona kadar imtihan olmaya geldik. Bizim bu dünyada varolma, yaşama, şu anda nefes alma sebebimiz imtihan olmaktır. Bu dünyadaki bütün mahlukat ve varlıklar bizim imtihanımızın öyle veya böyle bir parçası. Öncelikli olarak hepimizin farkına varması gereken esas husus budur. Olması gereken mantığımız budur, başımıza gelen her olayda düşünmemiz gereken budur. 

  Peki nasıl imtihan oluyoruz? Öyle üç kuruşa beş köfte yookk! Cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil. Bu girdiğimiz imtihan, imtihanlar kimi zaman zor oluyor, kimi zaman ise çok zor oluyor. Kolay olan yok. Bilin ki başkasına bakınca kimin kolay geliyorsa yaşamı emin olun siz uzaktan bakıyorsunuzdur. Her hayat kendi içinde çok zordur. Sürekli sıkıntılar vardır. Sürekli dertler vardır. Asla bitmezler. 

  Ama bakıyoruz, mümin kardeşimiz imtihan oluyor, imtihandan görünüşe göre geçemiyor, sonra “ama o an çok sinirlendim”  yahu zaten senin sinirleneceğini biliyor Allah. Senden istiyor ki bakalım en sinirli anında kulluğunu unutacak mı? Tabii cevap hazır ” ama ben farklıyım ben deliriyorum öyle sinirlenince” hayır kardeşim. Senin de iki gözün iki kulağın varsa olağan fıtratında sen de bu imtihanın aynı koşullarına tabisin. Sinirlensen de o imtihanı geçmen gerekiyor. Allah biliyor sende ne kadar sinir olduğunu, Allah biliyor sende ne kadar üzüntü olduğunu, Allah biliyor sende ne kadar tiryakilik olduğunu. Ama zaten Allah istiyor ki kulum zor imtihandan geçsin de ona büyük büyük hediyeler vereyim. Bu dünyada bizi bu imtihanlarla terletiyor ki mahşer de bizi Arşın Gölgesine alsın. Allah kimseye kaldıracağından fazla yük yüklemez. Eğer bir sınavdan geçiyorsak ve tam sinirimizin doruk noktasına ulaştığı anda dilimizi ısırabiliyorsak, bütün o üzüntümüze, kederimize, o depresyon halimize rağmen Allah’ın emrinden dışarı çıkmıyorsak, işte o zaman Allah’ın bize emrettiği müminlik görevini yapabilmişiz demektir. Yoksa testi kırıldıktan sonra ama o köprüyü geçmek çok zordu diye bin kişinin önüne çıkıp ağlasan sana kâr yok. Testi kırıldıysa olay bitmiştir. 

  Testi kırıldıktan sonra ise yapmamız gereken Rabb’imizin bize göndereceği diğer imtihana hazırlanmak, o şuura girmek ve her ne olursa olsun Allah’ın emirlerine uyacağına dair kendine şartlamak gerekir. Bir olmazsa ikinci, ikinci değilse üçüncü. İnşallah sonunda bu imtihanları geçeceğiz, yeter ki bu imtihan dünyasında olduğumuzun farkında olalım, mutlu olmak için 3 günlük dünyada boş yere koşturmayalım. 

Vesselam


Bir cevap yazın

İsim ve mail zorunlu değildir.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.