Gazze

İsrail yazımın devamı olarak şimdi birazda Gazze ve onun tarihsel sürecinden bahsetmek, bu sayede daha yakından tanımak istiyorum. Gazze ve Filistin 6 gün savaşları öncesi ve sonrasında da İsrail tarafından baskı altında tutuluyordu. Şimdiki gibi olmasa da sürekli diken üstünde bir yaşam söz konusu idi. 1967 sınırlarının Ürdün, Mısır ve diğer devletlerce kabulü ile artık Filistin ve Gazze için çok daha zor günler başladı. O tarihten itibaren mütemadiyen süren baskılar, bombardımanlar, tutuklamalar, terörist faliyet bahanesiyle yapılan zulümler…

Uluslararası toplum için makyaj yapmak ise gayet kolaydı. İsrail önce ufak tacizler yapıyor, Gazzeden gelen en ufak direniş hareketinde ise bunu bahane göstererek daha büyük tacizler yapıyor, devamında gelen daha büyük direnişte ise artık istediği gibi hareket alanı buluyor. Çünkü artık kendini rahatlıkla haklı gösterebiliyor. Bugün gelinen noktada yaşanan olayları biliyoruz. Önce 3 İsrailli gencin kaçırılması ve ölü bulunması. İsrailin bu olayın sorumluluğunu direk Hamas’ın üstüne atması. Ardından tutuklanan 800’ü aşkın Filistinli. Filistin’in bombayla bu 800 tutuklamaya karşılık vermesi. Ardından İsrailin Gazzeyi ateş altına alması. Bahaneleri ise hep aynı: “Biz kendimizi koruyoruz” peki kimden koruyorlar? Teröristlerden. Terörist dedikleri kim? Hamas. Hamas kim? Filistin devletinin iktidar partisi. 

  Yani Filistin bizim için komple teröristtir demek yerine böyle dolambaçlı yol izleyerek AB ve ABD’ye kendilerini haklı gösteriyorlar. 

  Eğer duruma İsrail açısından bakarsak yaptıkları işler başarılıdır. Şöyle ki; 3 İsrailli için yüzlerce insan tutukladılar. 3-5 bomba için şuan yüzlerce bomba Gazzeye yağıyor. Geçende 1 İsrail askeri esir alındı diye Gazzede kutlamalar vardı. Çünkü biliyorlar ki 1 İsrailli için İsrail devleti doğru pazarlıkla her şeyi yapabilir. 

  Yani kendi insanlarına verdikleri bu kıymet gerçekten çok takdire şayandır. Tabi İsrail açısından konuşuyorum.
İsrail açısından bakmaya devam edersek, atılan bombalar karşılıklıdır. Her ne kadar Hamas’ın bir bombasına yüz bombayla karşılık verilse de ortada karşılıklı bir atışma var. Ve bizim sürekli kızdığımız batı medyası Hamas’ın attığı bombaları görmeyi tercih ediyor. Burada (her ne kadar sıfır vicdan azabım olsa da) bizim medyamız da sadece İsrail’in attığı bombaları görüyor. Tabi ki İsrailin şehit ettiği siviller sebebiyle ortada çok vahim bir durum vardır.
Hamas’ın kendini savunması doğal hakkıdır. Hatta haktan öte mecburiyetidir. Ama batı medyasının iplerini ve ceplerine koydukları paraları elinde tutan İsrailliler sebebiyle medyanın Yahudi aleyhinde konuşması pek mümkün değil. Zaten doğası gereği tarafsız olması mümkün olmayan medya, batıda tarafını seçmiştir.
İnşallah ilerde bu konuda hem bizim hem dünyanın yapması gerekenlerden bahsedeceğim. Selametle


Bir cevap yazın

İsim ve mail zorunlu değildir.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.